Sadece CCTV mi?

“CCTV” kelimesini duyunca ya da bir yerde okuduğumuzda aklımıza ilk gelen Analog Teknolojiye sahip bir kamera dizisi iken şu anda daha net ve anlaşılır olması için “IP CCTV” kelimelerini birlikte kullanır olduk. Laf aramızda ilerideki dönemlerde CCTV dediğimizde artık almıza sadece IP gelecek diye düşünüyorum.

Ülkemizde teknolojideki ilerleyişi belli bir gecikme ile sahip olabiliyoruz. Bunun sebeplerinden biri gerek ülkemizde teknoloji üretilmemesinden gerekse GSMH veya GSYİH’nin TÜİK’te ki değerlerin aksine reel’de olmamasından kaynaklı olduğunu düşünüyorum.

Hal böyle olduğunda Fiyat performans ve sistemin kendini amorti etmesi düşünüldüğünde tercihler büyük çoğunlukla Analog Kameralar’dan yana kullanılırdı.

Yerli Kurumsal Firmaların ve Yurtdışı Merkezli Kurumsal Firmaların çoğu CCTV konusunda IP’yi tercih eder ve yüksek rakamlı sözleşmelerin altına imza atarlardı.

Günümüzde ise, Ip Teknolojisindeki megapiksel Çözümlerin 5 ve üzerine çıkması, ÇİN’den kaynaklı üretimin daha ucuza gelmesi ve OEM fabrikaların artması ile IP CCTV tarafında bir çok kamera markası var. Fiyatları da Analog Kamera ile kıyaslanabilir hatta büyük bir çoğunluğu daha ucuza bile geldiğini söylemek mümkün.

CCTV sistemlerinin arkasındaki teknoloji

Bildiğiniz gibi Bireysel ve Kurumsal Söktörün beklentileri bir konu hep aynıdır.

Daha Ucuz ve Daha Kaliteli olmasıdır. Ancak daha detaylara bakıldığında Bireysel Sektörde dayanıklılık 2 sırada yer alıyor, tabii eğer motivasyon gerçekten ihtiyaç değil sadece kanuni zorunluluk üzerine ise tek madde vardır oda fiyatıdır.

Kurumsal Sektör de ise durum biraz daha farklıdır.

Kurumsal Sektörde CCTV denilince akla önce Güvenlik, sonra İş Sağlığı ve Güvenliği Konusu gelir ve daha sonra Kalite ve Kontrol Mekanizması gelir. Kilo metre taşları bu kavramlar olunca, Konu sadece CCTV değil Cctv-Access(Geçiş Sistemi) veya Cctv-Access-Fire(Yangın Algılama Sistemi) ve hatta Cctv-Access-Fire-PA(Seslendirme/Sesli Tahliye Sistemi) akla gelir.

Bildiğiniz gibi bu sayımızdaki kapak konusu CCTV, ben bu yazımda herşeyin sadece CCTV olmadığı gerçeğini su üstüne çıkarıp sizlerle bu görünün arkasındaki görünmeyen ve günümüzde artarak ilerleyen teknolojik binaların arkasında bulunan bir teknolojiden söz etmek istiyorum.

“Marie Van Brittan Brown” hanımefendi’yi bilen ya da duyan var mıdır?

Gelin birlikte bakalım bu hanımefendi kimdir diye?

Marrie Hanımefendi, 1922 doğumlu, Afrika asıllı bir Amirikalıdır. Mesleği ise hemşireliktir.

1966 yılında Marrie Hanımefendi ve Kocası Albert Beyfendi ile Ev Gözetimi CCTV Sistemi üzerine bir patent başvusurunda bulundular.

Kaynak: https://prezi.com/umb3kxj6a8a7/untitled-prezi/

Patent 3,482,037 numarası ile kayda geçmiştir. (Patentin detayları bu adreste yer alıyor : http://www.google.com/patents/US3482037 )

Patent içeriği şöyledir;

Kapalı bir devrede yer alacak olan hareketli kameralar aracılığı ile görüntüyü bir ekranda göstermek. Patent içeriğindeki tasarım şöyle, bir kamera ve oluşturalan 4 boşluk/delik aracılığıyla aldığı görüntüleri bir ekranda göstermek ve dahası evin kapısını uzaktan kumanda aracılığı ile açmaktır. 1966 yılındaki bu patent şu andaki modern alarm sistemlerinin temelini oluşturduğu gibi, Suç Önleme ve Trafik İzleme gibi gözetim sistemlerinin de temelini atmış gibi duruyor.

Not: Kapıdaki 4 boşluk yukarıdan aşağıya tarama yapıyor ki daha kapıdaki kişinin yüzünü tam görmek ve arkada kalan alanın görüntüsüne ulaşmayı amaçlamış.

Marie Hanımefendi, NewYork Times’a verdiği bir röportajda şöyle demişti:

Evde yalnız kaldığımda kendimi güvende hissetmek istiyorum. Bu buluşuma ek olarak bir de Ses ve Görüntülü görüşmenin önemli olduğuna  –şimdiki interkomlar’a değiniyor.– değinmiş. Bu sisteme de Ses ve Görüntülü Alarm Sistemi olarak adlandırmış.

Bütün bu buluş tek bir ihtiyaçtan ortaya çıkmış. Banliyöde oturan Marie Hanım, artan suç oranından şikayetçi ve kendini güvende hissetmek istiyor. Ayrıca Yerel Polis’e haber verdiklerinde geç müdahele etmesinden şikayetçi.

Bunların dolayı böyle bir icat ile kendini güvende hissetmek istediğini belirityor.

Yukarıda belirttiğim gibi artık sadece CCTV yeterli değil, yanında diğer etkileşimleri ile birlikte entegre edilmiş olarak kullanma ihtiyacı oluştu.

Bundan dolayı CCTV konusunda kamera seçerken, Geçiş, Yangın ve Seslendirme Sistemleri ile entegre olabilecek olan marka ve modelleri tercih etme konusu önem kazanıyor. Bu entegrasyon sadece donanıma bağlı değil, kullanılacak Yönetim Platformu yazılımına da bağlıdır.

Bu yazılımlardan biri de Lenel Firmasının ürettiği bir yazılım olan OnGuard’dır.

OnGuard Yazılımının mevcut diğer yazılımlardan farkı, UTC Firmasının geniş bir ürün portföyüne sahip olmasından kaynaklıdır.

Hemen hemen bir çok ürün ile entegre edilebilir bir çözümdür.

Kısaca belirtmek istediğim konu, Sadece CCTV değil, Geçiş , Yangın ve Anons Sistemleri ile birlikte entegre çalışan bir Güvenlik Platformu geleceğimizin yükselen değeridir.

Gerek Kurumsal gerekse son kullanıcı için olsun, bu “Güvenlik Platformu” geleceğe yatırım olduğu kadar bir biriyle konuşabilen ortak bir dile sahip bir çok farklı ürünü bir arada kullanabileceğimizinde bir kanıtıdır.

IP teknolojiside günümüzde bu bağlantıyı sağlayan teknolojinin protoköllerinden biridir.

Size son olarak CCTV alanında kullandığımız.Dünya’nın neresine giderseniz gidin bazı değişmeyen stadartlardan söz etmek istiyorum.

  • İç Ortam CCTV Gözetimi – 7-8 Fps ( Frame Per Second – Saniyedeki Kare Sayısı)
  • Dış Ortam CCTV Gözetimi – 15 Fps
  • Yüksek Hızlı uygulamaların CCTV Gözetimi – 25-30 Fps
  • Ip Kameralarda Çözünürlük, Pixel Değerlerinin çarpılması ile elde edilir.

Örneğin: 1,3 Megapiksel demek 1280 x 1024 ‘ün çarpılması ile elde edilir.

Not: Megapiksel için çarpılan değer Bir Milyon’a bölünür ya da farklı bir değişle 6 sıfır atılır.

  • Yüksek Çözünürlük daha detaylı bir görüntü demekse de çok büyük yer kaplıyorda anlamına da gelir.
  • CCTV’de codec standartları :

Motion JPEG ( MJPEG)

MPEG – 4

H.264

MJPEG ve diğer formatlar arasındaki fark çok basitçe şöyledir.

Bellirttiğimiz aralıklarda kameranın gördüğü alanın fotoğraflarını çeker ve kayıt eder.

Fakat H.264 ve MPEG-4 ise aşağıdaki gibi bir durum söz konusudur.

Değişen kısmı kendi kodlama biçimiyle iletirken değişmeyen kısım ile ilgili bir görüntü trasferi yapmaz.

Böylece alanı daha tasarruflu kullanmamızı sağlar.

Kekova Elektronik Kurumsal Proje Yöneticisi olarak benim önerim;

  • Kamera marka ve modeli seçerken gelecek dönemde sistemin ihtiyaçlarını iyi belirlemek.

(Bu konuda her gün çalışma arkdaşlarım kişi ya da kurumların çağrılarına cevap vererek keşifler yapmakta ve güvenlik raporları oluşturmaktadır.)

  • Marka farkındalığının yanı sıra teknoloji farkındalığınında önemini vurgulamak istiyorum.

Neler olduğunu bilmezsek elimizdekilerle yetinmek durumundayız ancak belki görüş açımızı genişletebilirsek elimizin yetişeceği yeni yerlerde yeni teknolojilerle ihyiaçlarımızı gidereceğimizin mümkün olduğunu kavraya biliriz.

Kaynak: http://www.google.com/patents/US3482037

  • Her sohbette belirttiğim bir konu yine belirtmeden geçemeyeceğim.

Eğer maliyet çok önemli ise ve kamera adedi 20’li sayıların altında ise Analog sistem seçilebilir. Çünkü hiç olmamasından iyidir. Analog görüntüleri ve teknolojisinide bir kenara atmakta olmaz. Ancak IP ile konuşturma çabaları, networkte tükettiği geniş band genişlikleri ve IT ile uğraşanların baş belası olmalarını da göz ardı etmemek gerekir.

Görüşünüz daima açık ve megapikseliniz yüksek olsun!

Güvenli geleceklerde görüşmek üzere!

 

Kaynak: http://marie-van-brittan-brown.wallinside.com/fotos/homesecurity2.gif

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.